Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem, “İthalat kadar ihracat da üreticiyi korumak için kullanılmalı, karpuzun maliyeti 40 bin lira, satışı 10 bin lira” dedi.Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem, üreticinin içinde bulunduğu ekonomik çıkmaza dikkat çekerek, tarım politikalarının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Buğday ve arpa sezonunun beklentilerin altında tamamlandığını, karpuz üreticisinde ise zararın daha da büyüdüğünü belirten Erdem, artan girdi maliyetlerine rağmen ürün fiyatlarının yerinde saymasının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını ifade etti.Üreticinin zararına satış yapmak zorunda kaldığını vurgulayan Erdem, fiyatı düşen ürünlerde de en az fiyatı yükselen ürünler kadar hızlı müdahale mekanizmalarının devreye alınması ve ihracatın önünün açılması çağrısında bulundu.Erhan Erdem, konuyla ilgili düzenlediği basın toplantısında şu görüşlere yer verdi; “Buğday ve arpa sezonumuzu beklentimizin altında tamamladıktan sonra karpuz sezonumuza geldik. Karpuzda durum daha da vahim oldu. Bir dönümünün maliyeti 40 bin TL olan karpuzlarımızı, dönümünü 10 bin TL’ye satmak zorunda kaldık.Bu kadar emek, bu kadar çaba ve mücadelemize rağmen karşımıza olumsuz sonuçlar çıkıyor. Burada bir yanlışlık olmalı. Türkiye’de acilen tarım politikalarında değişikliğe gidilmelidir. Tarım Bakanlığı, tarım ve hayvancılıkla ilgili sivil toplum kuruluşlarının da fikrini alarak tarım politikalarını geniş kapsamlı bir şekilde değiştirmeli ve üretimin teşvik edilmesinin önünü açmalıdır.Milyonlarca çiftçi ailesinin bu şartlarda faize ve gelen zamlara (mazot, gübre, ilaç vb.) dayanma şansı kalmamıştır. Birçok ürünün geçen yılki fiyatlarının aynı ölçüde kalması ve buna karşılık girdi maliyetlerinin yüzde 100’ün üzerinde artması, konuşulacak bir şey kalmadığının göstergesidir.Önümüzdeki süreçte Karacabey’in en büyük geçim kaynaklarından biri olan ve aynı zamanda sanayisi de bulunan domatesin kötü gitmesi durumunda, zaten bankalardan çıkamayan çiftçilerin yüzde 80’inin battığının resmidir. Bu çok acı bir durumdur.Bütün ürünlerin durumu da aynıdır. Bu seyredilecek bir durum değildir. Acil önlemlere ihtiyaç vardır. Nasıl ki hükümet, bir ürünün fiyatı fahiş seviyeye çıktığında halkı için o ürüne müdahale ediyorsa, aynı şekilde fiyatı düşen ürünlerde de çiftçilerin ve hayvancılığın geleceği için müdahale etmelidir.Nasıl ki bir ürünün fiyatı ülke içerisinde aşırı yükseldiğinde piyasayı dengelemek amacıyla ithalat yoluna gidiliyorsa, üretimin fazla olması nedeniyle fiyatı aşırı düşen ürünlerde de aynı hassasiyet gösterilmelidir. Üreticinin ürününü zararına satmak zorunda kalmaması için ihracatın önü hızla açılmalı, gerekli destekler sağlanmalı ve fazla üretim dış pazarlara yönlendirilmelidir. Böylece yok pahasına satılan ürünler gerçek değerini bulacak, hem üretici emeğinin karşılığını alacak hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği sağlanacaktır.Tabii ki bizler halkımızın ürünleri uygun fiyatla tüketmesini istiyoruz. Ancak burada büyük bir yanlışlık var. Çiftçi ürününü yok pahasına satarken, vatandaş aynı ürünü sofrasına yüksek fiyatlarla koymak zorunda kalıyor. Üreticinin kazancı ile tüketicinin ödediği bedel arasındaki bu uçurum, mevcut sistemin doğru işlemediğinin en açık göstergesidir”