Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye ve dünya gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Özellikle ekonomiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Başkan Özdağ, “Her şeye devlet eliyle zam yapılırken, TÜİK milletle dalga geçen sonuçlar açıklıyor” dedi.
Türkiye’nin ağır bir ekonomik kriz yaşamasına rağmen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Londra’da küresel sermayeye sunumlar yaparak pembe projeksiyonlarla Türkiye’nin bölgesel riskleri ve göğüs geren dezenflasyon politikalarının başarılı olduğunu, istikrarlı bir güç olduğunu anlattığını söyleyen Özdağ, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi;
“İki günden beri Konya’daydım. Dün akşam döndüm. Konya, Türk ekonomisinin önemli eksen şehirlerinden birisi. Hem tarımda hem sanayide İç Anadolu’nun itici öncü gücü olmak durumunda. Ancak ne yazık ki Konya’da Türk ekonomisinin yaşamış olduğu ağır ekonomik krizin pençesinde konkordatolar, iflaslar, işten çıkarmalar gündemi belirliyor.
Konya, İstanbul, İzmir, Adana özetle Türkiye ağır bir ekonomik krizi yaşarken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Londra’da küresel sermayeye sunumlar yapıyor ve pembe projeksiyonlarla Türkiye’nin bölgesel riskleri ve göğüs geren dezenflasyon politikalarının başarılı olduğu, istikrarlı bir güç olduğunu anlatıyor. Amaç yüksek faizli sıcak para bularak yaşanan krizi mümkün olduğunca hafifletmek.
Oysa sıcak parayla kriz hafifletilmiyor, aksine ağırlaştırılıyor. Şimşek’in anlatımına bakarsanız, kira enflasyonu dizginlenmiş, eşer mobil sistemle akaryakıt kontrol altına alınmış ve makro ekonomik dengeler kurulmuş. Arkadaşlar, ev sahipleri kiralarınızda indirim yaptı mı? Evet, o zaman Mehmet Şimşek’e bir telgraf çekin. Ev sahibinizi şikayet edin. Onun Londra’da anlattığı çerçeveye uymuyor.
Evet, gerçekten vatandaşlarımız bambaşka bir gerçekliği yaşıyorlar. Sahadaki veriler Mehmet Şimşek’in anlattığı Türkiye’nin tamamen dışında. Sıcak para çıkışları tetiklendi. Merkez Bankası rezervleri erime değil, buharlaşma safhasına geldi ve kur endişesinin hem yerel hem yabancı yatırımcıyı döviz savunma pozisyonuna ittiğini görüyoruz. Bunların hepsi ekonomik darboğazın göstergeleri.
Londra’da Mehmet Şimşek güçlenen rezerv düzenlemesi yapıyor ama Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın mevcut rezervleri tarihin en hızlı ve en sert düşüşünü yaşıyor. Mehmet Bey bilmiyor musunuz siz? Siz Londra’da konuştuğunuz kişilerin küresel ekonomiyle ilgili her türlü veriye sahip olduğunu ve Türkiye’de rezervlerin durumunun ne olduğunu bilmediğini mi düşünüyorsunuz? En azından adamlara doğruyu söyleyin ki konuşmanız daha dikkatli izlensin.
Bakın, fabrikalarımız üretimi durduruyor. Üretim batıyor, işsizlik patlıyor. Öte yandan, Mehmet Şimşek, polyannacılık oynayarak kontrol altına aldık dediği akaryakıt cephesinde motorine son bir haftada gelen 7.80 TL’lik zamla birlikte tüm ekonomik sistem de bir kez daha altüst olmuş durumda. Motorinin 85 TL’yi aşması bekleniyor. Tabii bu tarladan sofraya, fabrikadan dükkana her şeyin fiyatını altüst edecek ve enflasyonu daha da yukarıya tırmandıracak.
Dün Konya’da yüzlerce şoförle bir araya geldim. Şoförler çok dertli arkadaşlar. ‘Para kazanamıyoruz, bırakın kazanmayı, zarar ediyoruz bu yakıt fiyatlarının altından kalkmamız mümkün değil, bu yedek parça fiyatlarının altından kalkmamız mümkün değil. Cezaların, trafik cezalarının ve maliye cezalarının altından kalkmamız mümkün değil’ diye ağlıyorlar.
Onların dertlerini gündeme getirdim. Getirmeye bütün Zafer Partisi olarak devam edeceğiz. Neticede kamyoncular Türkiye’de ekonominin kan damarlarını oluşturuyorlar. Tarladan malı masaya getiren kamyoncu. Kontak kapatsa hiçbirimiz taze meyve-sebze yiyemeyiz. Fabrikalarda üretilen malı piyasaya taşıyan onlar ve şuanda tam bir terk edilmişliği yaşıyorlar.
Halk fakirleşirken kamu harcamaları ve şatafat ve garanti ödemeleri ekseninde de hız kesmeden devam ediyor. Bir küçük azınlık var, onlar kazanmaya ve harcamaya devam ediyorlar. Kamu borcu 15 trilyon TL sınırına dayanmış durumda. Vatandaşın borç yükü, kredi ve kart borçları 8 trilyon TL’yi aşmış durumda ve icra dosyaları da 25 milyonu geçmiş durumda. Sonra resmi açıklama, ‘sağlam zeminde iyi üreten bir ekonomimiz var’ şeklinde. Oysa biz bir toplumsal bunalıma doğru hızla gidiyoruz.
Her şeye devlet eliyle zam yapılırken TÜİK de milletle dalga geçen sonuçlar açıklıyor. Biz böyle bir açıklama yapsak hemen savcılar yalan bilgiyi yaymaktan hakkımızla soruşturma başlatırlar. TÜİK açıklama yapınca resmi bilgi oluyor. Sadece Mart ayı enflasyonuna göre aylık enflasyon yüzde 1,94 artarken, yıllık enflasyon yüzde 30,87 olarak açıklanıyor. Mümkün mü? Mümkün değil tabi. Ama niyet belli. Haziranda zam zamanı geldiğinde ücretlere daha az zam yapabilmek için fiyat artışlarını olduğundan az gösteriyorlar.
İşte bu şartlar altında zam fırtınası devam ediyor. En son 4 Nisan’dan itibaren doğalgaz ve elektriğe yüzde 25 zam geldi. Ancak konut tüketicileri için kademeli fiyat uygulamasına geçildiğinden ötürü de vatandaşın cebinden yüzde 25’ten daha fazla para çıkacak. Yani AK Parti hükümeti tıpkı enflasyon verisi gibi zamları da gizlemeye çalışıyor ama zamları gizlemek mümkün değil. Millet ne ödediğini gayet iyi biliyor.
20 Temmuz 2020, çok değil 6 sene önce Sayın Erdoğan milletimize bir müjde vermişti. Karadeniz’de Tuna 1 kuyusunda sondajda 320 milyar metreküp doğalgaz keşfedilmiş. ‘Türkiye tarihinin en büyük doğalgaz keşfini Karadeniz’de gerçekleştirdik’ demişti. Ve bu alanda en üst lige bir Türkiye olduğunu söylüyordu. ‘Hedefimiz 2023 yılında Karadeniz gazını milletimizin kullanımına sunmak’ diyordu. Benzer müjdeleri Akdeniz’den de bekliyoruz’ diyordu. Biz de doğalgazla petrolde varız diyordu. Keşke öyle olsaydı. Keşke Karadeniz’de gaz şu anda evlerimizde ısınmak için, yemek pişirmek için kullanabildiğimiz gaz olsaydı ama olmadığı ortaya çıktı. Hamasetle siyaset vatandaşın karnını doyurmuyor, evini ısıtmıyor.
İşte bu ekonomik kriz ortamında biraz önce kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Ankara’da doğal gaz fiyatları Nisan 2020, Nisan 2026 arasında tahmin edin ne kadar artmış? Yüzde 875 kat artmış. Acaba Karadeniz’deki doğalgaz verilmeye başlansaydı 2023’te ne kadar artardı? ‘Hadi açın kombileri, açın pencereleri, artık gaz patronu olduk’ diye bağıranları unutmadık. Vatandaşla alay ettiler. Akdeniz’de 4 yıldan beri sondaj yapılmıyor. Kıbrıs adasının etrafındaki mavi vatan suları adeta kaderine terk edilmiş gibi görünüyor.
Peki, elektrikte durum nasıl? Elektrikte de inanılmaz bir zam fırtınası yaşandı. En son yüzde 25’le yine yaşanmaya devam ediyor. 4 kişilik bir ailenin asgari elektrik faturası 595 TL’den 745 TL’ye yükseldi. Ama son 5 yıllık süreci izlediğimizde 5 yılda enerji bedeli yüzde 25 artarken dağıtım bedeli yüzde 880 artmış arkadaşlar. İnanılır gibi değil.
Buradan Bakana sormak istiyorum. Akaryakıta, KDV ve ÖTV yüküne benzer şekilde elektrik faturalarında yer alan ve gittikçe artan bu orandaki dağıtım bedelinin sebebi ne Sayın Bakan? Nereden çıkartıyorsunuz bu rakamları? Milletin omzuna bu kadar basılır mı? Her ay gelen faturalarda ‘devlet şuralarını karşılıyor’ diye vatandaşı avuturken dağıtım bedeliyle özelleştirme gideri halka mı yükleniyor? Ocak 2022’den sonra dağıtım bedelinde ulaşan bu radikal yükselişin sebebi nedir? Burada yeni bir rant mı oluşturuyorsunuz? Avrupa’da doğalgaz fiyatları nispeten yatay seyrederken Türkiye’de neden düzenli zamlarla yukarıya doğru tırmanıyor? Müjdesini verdiğiniz Karadeniz ve Akdeniz gazı ne oldu?”


