22 Eylül Cumartesi


Ya psikopat biri seçilirse!

Ya psikopat biri seçilirse! Evet’çi kardeşlerim, 2019 yılında yapılacak seçimde, hem milletvekili hem de başkanlık seçimi yapılacağı ve AKP’nin tek...
Bu Haber 14 Mart 2017 07:30 Yayınlandı

Evet’çi kardeşlerim, 2019 yılında yapılacak seçimde, hem milletvekili hem de başkanlık seçimi yapılacağı ve AKP’nin tek adayının Erdoğan olacağını düşünerek ‘evet’ diyeceğini açıklıyor. Anayasa’nın değiştirilmek istenen 18 maddesinin içeriği onu hiç ilgilendirmiyor. İlgilendirmediği gibi okuduğunu da hiç sanmıyorum.

 

Seçimlere kadar daha 2,5 yıl var. Köprünün altından daha çok su akar. Kimin başkan olacağı da hiç belli olmaz. Bu 2,5 yıl zarfında neler olabilir neler acaba düşünülüyor mu? Siyasette 24 saat bile çok zamandır.

 

Başkanlık seçimine aday olacak kişi, namütenahi zengin olabilir. (ABD’deki Trump gibi) Demagoji ustası da olabilir. Parti de kurabilir. Aday olduğunda sonsuz para harcayabilir. Parasının yetmeyeceğini düşünürse, Arap ülkelerine, S.Arabistan’a, Katar, Dubai vs gibi ülkelere gider, “Ben Türkiye’de İslami yönetime geçeceğim. Adına da toplumu kandırmak için cumhuriyet rejimi diyeceğim” diyebilir. Onlardan bol miktarda para yardımı alabilir. Bu paraları seçmene 200-500 TL vererek veya küçük altın dağıtarak, kömür, nohut, fasulye vs dağıtarak, çocuğunu, torununu okutacağım diye vaatte bulunarak, ağzında dişi olmayanlara dişlerini yaptıracağım, gözlük alacağım diyerek oy alabilir. Başkan da seçilebilir. Bunun örneğini Cem Uzan da gördük. Köklü partiler %2-3 oy alırken, Cem Uzan meydanlarda, şarkı söyleterek, lahmacun ayran vererek çok kısa zamanda %8 oy toplamıştı.

 

Başkan olacak kişi psikopat olabilir. Kimseyi dinlemez, her istediğini kafasının estiği şekilde yapabilir. Buna mani olabilecek ne hukuk var, ne meclis var. Kafasına göre ülkeyi yönetir. Macera peşinde koşar, savaşa da sokabilir. Bunlara engel olacak denge ve fren sistemi de yok. Böyle bir başkan istenebilir mi? iyi düşünerek ona göre karar vermeliyiz. Osmanlı’yı, deli İbrahim’lerin yönettiğini unutmamalıyız.

 

Normal politikacılar yola ‘diktatör olacağım’ diye çıkmaz. Diktatörlüğü ona Anayasa’nın çerçevesi ve halk verir. Hitler’de olduğu gibi. Diktatörlüğün önlenebilmesi için 16 Nisan’da Anayasa değişikliğine HAYIR dememiz gerekmektedir.

 

Bu Anayasa değişikliğinde neler var? ‘Tek adam’ var. AKP bunu da saklamıyor. Başbakan ‘elbet tek adam olacak’ diyor. Başkan, meclisin de çoğunluğunu alırsa, partisinin başı olduğu gibi meclisinde başı olacak. Anayasa Mahkemesi üyelerini, hakimler kurulu ile savcılar kurulu üyelerini de tek başına seçecek. Onun seçtiği kurul üyeleri Yargıtay, Sayıştay, Danıştay gibi yüksek yargı yargıçlarını, normal mahkeme yargıç ve savcılarını da seçecek. Böylece tek adam, yargının da başında olacak. Böylece hukuka da Fatiha okunacak.

 

Bir kişinin, hem yürütmeyi, hem yasamayı, hem yargıyı kontrol ettiği düzene ‘otokrasi’ deniliyor. Yani ‘tek başına iktidar gücünü kullanan kişi’. Yani ‘diktatörlük’. Şimdi ‘evet’çi kardeşime sormak istiyorum. Ülkemizin demokrasiyle mi yoksa diktatörlükle mi yönetilmesini istiyorsunuz? Birde bu kişi psikopat olursa, ülkemizin nasıl yönetileceğini düşünmek dahi istemiyorum.

 

Başkanlık rejimi ABD’de yürüyebiliyor. Onlarda kuvvetler ayrılığı var. Diğer başkanlık rejimlerinde diktatörlük var. Kalkınma da yok, kişi hürriyeti de yok, kaos ise çok.

 

Bizde getirilmek istenen sistem ‘Türk tipi başkanlık’. Demokrasilerde bir örneği olmayan garip bir sistem.

 

Eğer referandumda ‘evet’ çıkarsa ülkemize yazık olur. 21. Yüzyılda bir ülkenin kaderi, bir tek kişinin eline terk edilemez.

 

 




© Copyright 2013 Tüm Hakları Saklıdır... Eray SARIÇAM