23 Ağustos Cuma


Karacabeyli çiftçiler adalet istiyor!

Karacabeyli çiftçiler adalet istiyor!   Karacabey’de faaliyet gösteren bir salça fabrikasının, birçok çiftçiyi evrakta aldatma yaparak icra takibini başlattığı iddia...
Bu Haber 29 Ocak 2019 08:00 Yayınlandı

 

Karacabey’de faaliyet gösteren bir salça fabrikasının, birçok çiftçiyi evrakta aldatma yaparak icra takibini başlattığı iddia edildi. Ülkenin marka isimlerinden biri olan fabrikanın, bu şekilde çok sayıda çiftçiyi mağdur ettiği ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığı ileri sürüldü.

 

Gündeme bomba gibi düşen olayı tüm ayrıntılarıyla açıklayan isim ise; Eskisarıbey Mahallesi’nden ve ilçenin büyük çiftçilerinden olan, ayrıca belli dönemlerde İngiltere’nin Londra şehrinde yaşayan İşadamı Seçim Gezegen.

 

Fabrika tarafından evrakta aldatma yapılarak, farkında olmadan kendisine senet imzalatıldığını, bu şekilde 587 bin TL’lik borçla karşı karşıya kaldığını iddia eden Seçim Gezegen, ancak bahse konu senette 5 farklı yazı karakteri olduğunu ve senette belirtilen tarihlerde ise yurtdışında bulunduğunu belirterek, iddialara konu olan fabrikanın büyük suç işlediğini söyledi.

 

Söz konusu fabrikadan hukuk önünde şikayetçi olduğunu belirten Seçim Gezegen, geçtiğimiz Cuma günü mahkeme öncesi beraberinde CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve bazı çiftçilerle birlikte Karacabey Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

 

 

Fabrika büyük suç işlemiştir

 

Gezegen açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Karacabey’de faaliyet gösteren bir salça fabrikası, bize göre hileli yollarla birçok çiftçiyi evrakta aldatma yaparak zor durumda bırakmıştır. Fabrika tarafından evrakta aldatma yapılarak, farkında olmadan şahsıma senet imzalatıldı. Bu şekilde 587 bin TL’lik borçla karşı karşıya kaldım.

 

Ben genelde Londra’da yaşıyorum. Aynı zamanda da yaz aylarında Karacabey’de çiftçilik yapıyorum. 2018 yılı için söz konusu fabrika ile yapmış olduğumuz domates alım sözleşmesinde sözleşme imzalanırken, araya A4 şeklinde düzenlenmiş bir senet şahsıma ve benimle beraber diğer mağdur çiftçilere farkında olmadan imzalatıldı.

 

Söz konu senetler kambiyo senedi gibi icraya verildi ve benimle beraber en az 8-10 çiftçi mağdur oldu. Yapılan takip miktarı ise yaklaşık 10 milyon TL civarındadır. Ancak, söz konusu fabrika bu işi yaparken, benim ve senette imzası olan bir yakınımın Londra’da yaşadığını atlamış olacak ki, yaptıkları bu hukuk dışı iş patlak verdi. Çünkü senetteki sözleşme tarihi ve senet tanzim tarihini biz Londra’dayken düzenlemişler. Bu şekilde icra takibi yaparak da suç işlemişlerdir.

 

Ayrıca, sözleşme gereği bize verilmesi gereken nakit desteği içinde bulunan fide ve gübre de verilmediği gibi zor ve masraflı şartlarda yetiştirdiğimiz domatesi hem ucuza hem de yüksek fireler keserek elimizden almaya çalışmaktalar. Bununla birlikte ürünü alamayınca hakkımızda hile ile ele geçirdikleri kambiyo vasfında olmayan senetleri sanki bize nakit veya mal vermiş gibi gösterip, İstanbul ve Karacabey’deki avukatları aracılığıyla işleme koymuşlardır.

 

Bu mağduriyet değil de nedir? Evrakta aldatma yaparak, biz çiftçileri kandırmaya ve mağdur etmeye kimsenin hakkı yoktur. Çiftçi her geçen yıl zor durumda üretmeye çalışırken, bir de fabrikaların bu tür hileleriyle mi uğraşsın? Bu şekilde çiftçi nasıl ve neden üretsin?

 

Açıkçası bu duruma başta siyasiler olmak üzere, ziraat odaları hep birlikte çözüm bulmak zorundayız. İnandığımız, güvendiğimiz ve marka olmuş fabrika nasıl böyle bir duruma düşer. Benim gibi mağdur olmuş tüm çiftçiler adına bu olayın tüm Karacabey ve ülke genelinde duyulmasını istiyorum. Bu konuda hukuki süreci başlattık. Hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Tek düşüncesi üretmek olan çiftçiyi kimse bu şekilde mağdur edemez”

 

 

Çiftçinin örgütlenmesi şart

 

Başta Seçim Gezegen olmak üzere tüm çiftçilerin yanında olduğunu belirten Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise, sözleşmeli tarım uygulamasının üreticiyi mağdur ettiğine dikkat çekerek, “Bozuk düzende sağlam çark olmaz. Bu sözleşmeli tarım düzeni bozuktur. Bunun baştan aşağı yeniden düzenlenmesi gerekir” dedi.

 

Siyasal iktidarın ‘sözleşmeli tarım’ uygulamasının üreticiyi mağdur ettiğini belirten Sarıbal, “Sözleşmeli tarım ile sözleşme karşılığı ürettiğiniz ürünü bir firmaya veriyorsunuz. Burada konu olan şey domates. Sanayi domatesi yani salçalık. Yıllardır bu bölgede bu ekiliyor. Ama görüyoruz ki her sene değişik sorunlar yaşıyoruz. Sözleşmeli tarım artık kanayan bir yara olarak karşımızda durmaktadır. Aşağı yukarı her yıl sanayi domates sürecinin ekiminden, sözleşme tarihinden, hasat ve hasat sonrasına kadar sürekli değişik problemler ile karşılaşıyoruz. O zaman bizim, bu sözleşmeli tarım denen mekanizmayı gözden geçirmemiz gerekiyor” ifadesini kullandı.

 

Sözleşmeli tarımda üreten ve çiftçinin ürününü alan olmak üzere iki taraf olduğunu kaydeden Sarıbal, firmaların sözleşmeyi çok iyi bildiğini ancak üreticinin konuya hakim olmadığını ileri sürdü.

 

Sarıbal, konuyla ilgili şunları söyledi: “Hangi firma olursa olsun, alıcı firmalar sözleşmenin bütün maddelerine sonuna kadar hakim. Ne istediklerini biliyorlar. Ama karşı taraf yani çiftçimiz, köylümüz, sözleşmenin değil bütününü bir tek sayfasını bile okuyup oradan hukuki bir sonuç çıkarabilecek durumda değildir. Dolayısıyla sözleşmeler iki taraflı imzalanmasına karşın, bir taraf sözleşmenin bütününe hakim, bir tarafsa sözleşmenin içeriğini, en basit değimiyle bilmeyerek imza atmaktadır. Burada temel sorun bu sözleşmenin tarafı olan bir alıcı taraf, öbür tarafta çiftçinin örgütlü olmaması, sahibinin olmaması, hukuki ve ekonomik bir denetimden o sözleşmenin geçmemesidir.

 

Çiftçi örgütlerine görev düşmekle beraber, çiftçinin de bir an önce tekrar örgütlenmesi ve örgütlülük içerisinde bu sözleşmenin sahici tarafı olması gerekir. Eğer bu sözleşmenin sahici tarafı olamazsa sözleşmede ne yazdığını sayfa sayfa inceleyip neye imza attığını bilemezse elinde avucunda ne varsa kaybeder. Alın teriyle, emekle, tırnakla kazıdığımızın üstüne, – oradan zaten bir şey kazanamadığımız gibi – buradan da tekrar elimizdeki, avucumuzdaki evimizi barkımızı her şeyimizi almaya kalkan bir durum var.

 

Domates üreticilerimiz, ilgili firmayla bir sözleşme imzalamışlar. Bu firma avans, fide ve gübre sözü vermiş. Fakat ne avansı, ne fideyi, ne gübreyi ne de herhangi birini karşılamamış. Hatta bazı üreticilerimiz hasada bir ay iki ay kala fabrika taahhütlerini yerine getirmediği için onlara protesto bile göndermiş. Fakat hasat dönemi bitmiş ve çiftçiler hasat bittikten sonra hiç ummadıkları bir şeyle karşılaşmışlar. Bir grup üreticiye bir senetle alacak davası açılmış. Ve bu davalar ciddi rakamlar. Tam rakamı bilmiyoruz ama 5 ile 10 milyonlardan bahsediliyor. Yani eski parayla 5 ile 10 trilyon arasında bir rakam.

 

Alıcı firma 33 kuruştan önce anlaşma yapmış, sonra kilogram fiyatını 43 kuruşa çıkarmış. Ama nedense senetler 65, 67 ve 70 kuruştan işleme girmiş. Dolayısıyla çiftçiden bugün 5 ile 10 milyon TL para talep edilmektedir. Fabrika taahhüdünü yerine getirmemesine rağmen çiftçinin bu sözleşmede tek taraflı olarak ‘Fabrika taahhüdünü yerine getirmedi dolayısıyla ben ürünümü kendi tohumumla ektim, kendi fidemi yetiştirdim, kendi gübremi attım, kendi ilacımı attım, kendi masraflarımı karşıladım’ diyerek, başka bir firmaya, başka bir fabrikaya malını satmış ve teslim etmiş.

 

Şimdi sorun şu, bu sözleşmenin içinde çiftçi farkında olmadan, bir senede imza atıldığı söyleniyor. Bu öyle bir senet ki 5 değişik kalem ile yazılmış Yine, fabrikanın taahhüdüne uymadığına ilişkin çiftçinin protestosu var. Yine, eğer bu sözleşmenin içinde bir senet varsa ki çiftçi bunu bilmiyor, o senet bir teminat senedi olması gerekir ve sözleşmeye dayalı bir dava açılması gerekir. Ama bir çiftçimiz onu tespit etmiş ve sözleşmeye dayalı davasını açabilmiş. Ama diğer üreticilerimize kambiyo senedi şeklinde yani nakit alacak verecek şeklinde işlem konmuş ve çiftçi direkt borçlu görünüyor. Bu resmen bir aldatmadır, resmen bir hülledir. Açıkça olmayan bir parayı talep etme gibi bir durumdur.

 

 

Aldığı ürünün parasını bile vermemiş

 

Diğer bir konu, aynı firma, aynı yapı, bu taahhütlerini yerine getirmemesine rağmen, üreticiden aldığı ürünlerin parasını hala ödememiş. Diğer bir konu, açılan davalara karşı, üretici teminat yatırıp avukat tutamadığı için ne yazık ki zorunlu yeni bir sözleşme yapmış. Bu fabrikaya ürününü vermek koşuluyla bir miktar senetler geri alınmış, fabrika yaptığı bu dayatmadan kısmen geri adım atmış. Şu anda öyle görünüyor. Ama önümüzdeki sezon o üreticiler, o üretecekleri domatesin fiyatının ne olacağını bilmiyorlar. Karşılığında ne alacağını bilmiyorlar. Nasıl bir ödeme dengesi olacağını bilmiyorlar. O domatesleri nasıl yetiştireceklerini de bilmiyorlar. Hakikaten koşullar ne olacak onu da bilmiyorlar. Yani bu çiftçiler bu yıl da fabrika tarafından adeta ipotek altına alınmış görünüyorlar. Bu kadar açık, bu kadar nettir.

 

Adalet istiyoruz

 

Dolayısıyla ortada ciddi bir mesele var. Ciddi bir sorun var. Ben, üretici birliklerini, ziraat odalarını, bu konuda sözü olan, dili olan, mesleği olan herkesi göreve çağırıyorum. Elbette, burada adaleti de göreve çağırıyorum. Adaletin kapısının önünde adalet istiyoruz. Çünkü üreticilerimiz mağdur, çünkü üreticilerimiz perişan, sahibi yok, adaletin, gerçek sahiplerine adaleti teslim etmelerini, onların haklarını korumasını bekliyoruz.

 

Bu anlamda; 1- Başta sözleşmeli tarımın tekrar gözden geçirilmesi, 2- Çiftçilerin bir an önce örgütlenip sözleşmeleri hukuki süreçten ve ekonomik süzgeçten geçirdikten sonra imzalamaları, 3- Eğer anında yerine getirilmeyen taahhütler varsa derhal hukuki boyutuyla tepki verilmesi, itiraz edilmesi ve dolayısıyla böyle durumlara, böyle ortamlara bir daha düşülmemesini bir kez daha kamuoyuyla paylaşmak isterim.

 

Bozuk düzende sağlam çark olur mu, olmaz. Bu sözleşmeli tarım düzeni de bozuktur. Bunun baştan aşağı yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Burada görülen dava için de hakimlerin, savcıların önce bilime, önce hukuka ve adalete, sonra, bu ülke insanının, çiftçisinin göstermiş olduğu bu zahmete ve bu emeğe karşı vicdanlı davranmaları talebimizdir”

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Sarıbal ayrıca, “Duyumlarımıza göre, bahse konu fabrikanın avukatı olan kişi, çiftçilerin bu mağduriyetinden yararlanarak onlardan ciddi miktarlarda para almış. Bu kişinin bir siyasi partinin eski ilçe başkanı olduğunu öğrendim. Bu konuyu ve bu avukatı Bursa Barosu’nun dikkatle takip etmesi gerekir” dedi.

 

 




© Copyright 2013 Tüm Hakları Saklıdır... Eray SARIÇAM