18 Aralık Salı;


Kamyon ile Seyri Cefa

Kamyon ile Seyri Cefa Nakliyecilik, ekonominin lokomotif sektörlerinden birisidir. Nakliyecilik genelde Ata’dan, baba’dan gelen veya hiçbir işte başarılı olamayacağı düşünülen...
Bu Haber 16 Şubat 2016 07:35 Yayınlandı

Nakliyecilik, ekonominin lokomotif sektörlerinden birisidir. Nakliyecilik genelde Ata’dan, baba’dan gelen veya hiçbir işte başarılı olamayacağı düşünülen kişiler tarafından yapıldığına inanılan bir meslek dalı olarak da algılanmakta ve yapılan bu iş neredeyse hor görülmekte, bir malın, bir yerden bir başka yere taşınması olarak basit bir iş dalıymış gibi de değerlendirilmektedir.

 

Bu gün gelinen noktada kamyon ve tırların direksiyonları başında ülkemizin ekonomisini ayakta tutmakta olan bu kutsal görevi yapanların, artık %60 ve üzerindeki sürücülerin üniversite veya lise mezunlarından oluştuğunu belirtmek istiyorum.

 

Karayollarında adeta can pazarı içinde yer alan bu mesleği yapan sürücüler hem sahip oldukları milyon değerlerle ölçülen araçlarıyla, hem de kendi özveri ve kişilikleriyle ortaya koydukları taşıma mücadelesinde itilip kakılmakta, hor görülmekte, keyfi uygulamalarla ezilenlerin başında gelmektedirler.

 

Düşünüldüğü zaman nakliyeciler 3-5 gün araçlarının kontağını kapalı tutsalar ülkemiz ekonomisinde ve sosyal yaşamda büyük bir kaos yaşanabilecek çok önemli bir görevi yerine getiren taşımacı esnafı, ancak diğer taraftan ezilen, horlanan, itilip kakılan bir yaşama mahkum edilmektedir.

 

Bakıldığında saygı duyulması gereken, ancak hak ettikleri bu saygıyı göremeyen nakliyeciler, gelinen son noktada vergi yükü altında ezilmekte, varil başına dolar fiyatları arttığında yükselen, düştüğünde ise indirilmeyen yüksek fiyatlı mazot ile de borç ödemeye, ailelerinin geçimini sağlamaya, çocuk okutmaya ve sosyal bir yaşam sürmeye çalışmaktadırlar.

 

Hiçbir meslek yoktur ki nakliyecilikte olduğu gibi yılın ilk ayı olan Ocak ayında başlayan bir vergi sistemine tabi olsun. Nakliyeciler ise her yıl Ocak ayı ile Temmuz aylarında taşıt pulu, Mart ve Temmuz aylarında gelir vergisi, bu gün gelinen noktada ise uçuk kaçık, fahiş fiyat ve oranlarda trafik ve kasko sigorta ücretleri, her yıl yaptırmak zorunda oldukları araç muayene ücretleri, ÖTV ile ağırlaştırılmış mazot fiyatları, takoğraf ve ehliyetlerde uygulanan değişiklikler nedeniyle ödemek zorunda kaldıkları haksız bedeller ve ekstra ödemeler karşısında ise bir türlü uygulanamayan fiyat politikaları nedeniyle düşük bedelli nakliye gelirleriyle ayakta durmaya çalışmaktadırlar.

 

4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu karşısında da ezilen, işten el çektirilmeye mahkum bırakılan küçük kamyoncu esnafının sıkıntıları tabi ki bunlarla da sınırlı kalmamaktadır.

 

Nakliyeciler yüklerini taşımak için gittikleri fabrikalardan başlayan, yüklerini indirdikleri şehirler ve işyerlerine kadar geçirdikleri yolculukları esnasında da çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Yolculukları esnasında yol kontrollerinde görevli memurların genelde hedefi olan kamyoncular, şehir giriş ve çıkışlarında oluşturulan karayolu kantarlarında da gereksiz ve haksız cezalara maruz bırakılmakta, otoban yol giriş ve çıkışlarında hatalı sistemlerin neden olduğu HGS cezalarıyla da uygulanan haksızlıklar, yanlışlıklar nedeniylede adeta ezilmeye mahkum bırakılmaktadırlar.

 

Nakliyeciler yüklerini götürdükleri firmalarda hem iyi, hem de kötü muamelelerle karşı karşıya kalmakta, bazı firmalarda işyerlerinin WC’lerinden bile yararlanamazlarken, bazı yerlerde ise çaylarını, kahvelerini içip, yemeklerini bile bu firmalarda yiyebilmektedirler. Yani tabiri caizse sürücüler, çıktıkları bu kutsal yolda hem kışı hem de yazı görebilmektedirler.

 

Bu meslekte birbirlerinin hatalarını örtemeyecek kadar hoşgörüsüz nakliyeci ve araç sürücüsü varken, diğer tarafta hiç tanımadığı bir meslektaşıyla yükünü, yemeğini, aşını, yakıtını paylaşabilen cefakar nakliyecilerde bulunmakta ve mesleklerine duydukları saygıyla işlerini sürdürebilmektedirler.

 

Yediğimiz ekmeğin ununu getiren, içtiğimiz suyu bize ulaştıran, aşımızı, hayvanımızı, eşyalarımızı, gıdalarımızı, sebzelerimizi velhasıl tüm yaşamsal ihtiyaçlarımızı kar, kış, soğuk, sıcak, yağmur, çamur demeden bizlere ulaştıran, çocuklarından, torunlarından, eşlerinden, aile ve sevdiklerinden günlerce uzak, onlara hasret, kara asfalta bakarken her an ölümle kol kola yaşayan ülkemin kahraman nakliyeci ve şoförlerine bu anlamda sahip çıkılması, saygı duyulması, minnet edilmesi gerekmez mi?

 

Rabbim bu uğurda  görev başında hayatlarını kaybetmiş tüm şoförlerimiz ile geçtiğimiz yıl Haziran ayı içerisinde geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Karacabey Taşıyıcılar Kooperatifi’nin genç, çalışkan ve sevilen nakliyecilerinden Hakan Çetin kardeşimize Allah’tan rahmet, ailelerine, sevdiklerine sabırlar dilerken, yaptıkları kutsal görev ile tüm Yol Kahramanlarına saygılar sunuyorum.

 

 




© Copyright 2013 Tüm Hakları Saklıdır... Eray SARIÇAM