19 Ekim Cuma


Devlet adamlığı ve skandal!

Devlet adamlığı ve skandal! Osmanlı’nın küllerinden bir devlet yaratan, Avrupa’da diktatörlükler sürerken, Türkiye yönetiminin laik, sosyal bir hukuk devleti olmasını...
Bu Haber 24 Mart 2017 07:30 Yayınlandı

Osmanlı’nın küllerinden bir devlet yaratan, Avrupa’da diktatörlükler sürerken, Türkiye yönetiminin laik, sosyal bir hukuk devleti olmasını sağlayan, cumhuriyeti kuran Atatürk ve silah arkadaşlarına, ne kadar minnet duysak azdır. Kurucu irade devletimizi çok kısa zamanda da dünyada saygın ülke haline getirdiler. Ülkemize çağ atlattılar, mazlum ülkelere örnek oldular.

 

İstiklal Savaşı kahramanlarından Kemalettin Sami Gökçen, Almanya’da büyükelçilik yaparken 1934 yılında vefat etti. Cenazesi Berlin Garı’nda merasim birliği ve meşalelerle karşılanır. Hitler’de törene katılır ve selam durur. Almanya’dan çıkıncaya kadar tüm istasyonlarda merasim birliklerince uğurlanır.

 

Vefat eden Washington büyükelçimiz Mehmet Münir Ertegün’ün cenazesini, Türkiye’ye törenle Missouri Zırhlısı 1946 yılında getirdi. Zırhlının tarihi önemi büyüktür. Çünkü Japonya II Dünya Savaşı’nda teslim olduğu bu anlaşmayı, bu savaş gemisinde imzalamıştır.

 

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Amerika’ya gittiğinde üstünü aramak isteyen etkiliye, “Ben Türkiye Cumhuriyetiyim” diyerek görüşmeleri iptal edip dönmüştür.

 

Bugün ise, kurucu iradeye ‘iki ayyaş’ diyerek hakaret eden, milliyetçiliği ayaklar altına alan, ekonomide ‘tulumbada su kalmadı’ diyen, FETÖ’ye, ‘ne istediler de vermedik, aynı menzile, ayrı yollardan gidiyorduk’ diyen, PKK ile pazarlık yapan, Apo’ya heyetler gönderen, şehirlerde hendekler kazılıp içlerine bombalar gömülürken, yetkili ordu mensuplarına, valilere, kaymakamlara ‘dokunmayın’ diye emir verenler, bugün 16 Nisan’da yapılacak olan referandumda HAYIR diyenleri PKK ve FETÖ yandaşı olarak suçluyor, Avrupa’ya ‘evet’ propagandası için devletin özel uçaklarını, arabalarını tahsis ederek bakanlarını gönderiyor. Bu masraflar, vatandaşların cebinden, vergilerinden çıkıyor.

 

Ancak gönderdiği bakanlar, o Avrupa ülkelerinde konuşturulmuyor. Uçakları havada geri gönderiliyor. Karayolu ile giden bakana yapılmadık hakaret bırakılmıyor. Bu tam bir skandaldır. Afrika kabile ülkelerine bile uygulanmayacak tavır ve davranışlar sergileniyor. Benim 80 milyonluk ülkemin onuru ayaklar altına alınıyor. Haysiyetimiz, gururumuz kırılıyor. Haysiyetsiz bir ülke oluyoruz. Bir Türk vatandaşı olarak 3-5 ‘evet’ oyu için bize böyle bir rezaleti yaşatan hükümetimizi kınıyorum.

 

Hollanda’nın, bakanımıza karşı gayri medeni tavrı hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu yapılan, ne demokrasiye, ne ilişkilerimize, ne de insanlığa yakışan bir tavır değildir. Uluslararası hukuka göre de, propaganda yapmaya hakkı vardır. Hollanda hükümetini de şiddetle kınıyorum. Türk diplomasi tarihinin en utanç verici olayını yaşattıkları için.

 

Ancak; Irak’ta askerimizin başına çuval geçirildiğinde, zamanın başbakanı Erdoğan’a, “ABD’ye nota verecek misiniz?” dinildiğinde, “Ne notası, müzik notası mı” denilmesinin meyvesidir bu olay. Bir daha da hiçbir devlet seni ciddiye almaz. Devlet adamı olmak çok farklıdır.

 

Erdoğan’ın 2004 yılında, Rauf Denktaş’a, Annan Planını Türkiye’de anlatmak istemesi üzerine, “Git memleketinde anlat” tavrının meyvesidir bu, bu Avrupa devletlerinin tavrı.

 

Komşun seni istemiyorsa, kapıyı kapatıyorsa, sen illa komşuna girmek için penceresine, bacasına merdiven dayar mısın? Bugünkü Hollanda olayı budur. Uçakla giremiyorsam araba ile gireceğim. Netice ne oldu, biz rezil olduk.

 

Erdoğan; “Benim bakanlarıma bunu yapanlar bedelini ödeyecektir” diyor. Rusya ve İsrail gibi olmasın. Neticede biz özür dilemeyelim. Ekonomi bakanı Zeybekçi, “Ticari ilişkilere dokunmayacağız. Hollanda ile ilişkileri, onların istediği kötülüğe götürmeyeceğiz” diyor.

 

Avrupa, kamu alanlarını, başka bir ülkenin propaganda alanı olmasını istemiyor. Huzurunun kaçmasını, Ortadoğu ülkesi olmak istemiyor. Onun için salon vermiyor. AKP hamaset yapıyor. Bunu kullanarak ‘evet’ oyunu artırmaya çalışıyor. İçerde mağduriyet bulamadılar, dışarıda mağduriyet yaratma peşindeler.

 

AKP, 2008 yılında, dış devletlerde siyasi propaganda yapılmasını kanunla yasakladı. Şimdi Merkel, “Yasalarınıza göre seçim propagandanız yasak. Seçim yasanızı okuyun, öğrenin. Sen yasalarına uymuyorsan sana yasalarını hatırlatırım. Size yasalarınızı çiğnetmem ve Almanya’da propaganda yapmanızı yasaklıyorum. Biz yasa ile yönetilen ülkeyiz. Yasalarımıza uymak zorundayız. Sizin gibi Ortadoğu ülkesi değiliz” dese, acaba bütün dünyaya nasıl kapak olur. Hatırlatayım dedim.

 

 




© Copyright 2013 Tüm Hakları Saklıdır... Eray SARIÇAM