26 Nisan Perşembe


Bir zamanlar milli bayramlar

Bir zamanlar milli bayramlar Yıllar önce milli bayramlar kutlanırdı. Hele 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bu bayramı Atatürk,...
Bu Haber 12 Mayıs 2013 14:29 Yayınlandı

Yıllar önce milli bayramlar kutlanırdı. Hele 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bu bayramı Atatürk, Türk çocuklarına armağan etmişti. Ne güzeldi o bayramlar, çocuklar çeşitli giysiler içinde, çeşitli gösteriler yaparlardı. Okullarından çıkıp bayram alanına bando eşliğinde, marşlarla gelirlerdi. Gösterilerini yaparlar, şiirler okurlardı. Milli duygularla bezenirlerdi. Devlet erkanı onların bayramını kutlardı. Bayram sonunda çocuklar ‘bizim okulun gösterileri, şiirleri daha güzeldi, biz birinciyiz’ derler, bayramın güzelliğinden bahsederlerdi. Caddeleri Türk Bayrakları süslerdi. Şimdi ise bayrak asmaktan korkan, ‘bayrak açanları gözaltına alıyorlar, fişliyorlar. Neredeyse bayrağı suç aleti gibi göstermeye başladılar’ diyen işadamları var.

 

Yıllar sonra bir iktidar geldi, milli bayramları tırpanladı. Çocuk ve gençlerde milli duyguların yok olmasına sebep oldular. Kitaplarından Atatürk inkılaplarını kaldırdılar. Atatürk’ü beyinlerden silmeye kalktılar. Bayramlarını kutlayamayan çocuk ve gençler, bayram günü yataklarında uyur hale geldiler.

 

İktidar sahiplerinin, Türkiye Cumhuriyeti ile, bayramları ile, İstiklal Marşı ile, Atatürk ile sorunları olduğu meydana çıktı. Devletin zirvesi bayramlara ilgi göstermez oldu. Bazı belediye başkanları, ‘milli bayramlara içimiz sızlayarak gidiyoruz, mecburiyetten’ demişlerdi. Bugünde herhalde içlerine sindiremiyorlar.

 

Öyle bir iktidar ki, resmi kuruluşların kağıt antetlerinden ve tabelalarından, yine valilik tabelalarından TC’yi kaldırttı. Manisa Valiliği, 23 Nisan yürüyüşüne katılmıyor. Trabzon’da, bayram stadyumda kutlanacağı yerde, dar rampa bir yolda kutlanıyor. İstanbul’da, Taksim Atatürk Anıtı’na çelenk konuyor, saygı duruşu yok, İstiklal Marşı okumak yok, sadece 2 dakika 14 saniyelik sıra savma.

 

Başbakan, geçen yıl olduğu gibi bu yılda Anıtkabir’e ‘hastalık bahanesiyle’ gidemiyor. Herhalde ya Atatürk’ten korkuyor, yada gitmeyi içine sindiremiyor. Bir gün sonra MÜSİAD toplantısında ise saatlerce konuşabiliyor.

 

23 Nisan günü Anıtkabir’de, ilk kez çocuk yok denecek kadar, ellerinde Türk Bayrağı da olmayan çocuklar ve Milli Eğitim Bakanı vardı.

 

Kayseri’de, Cumhuriyet Alanı’nda düzenlenen törene, ellerinde bayraklarıyla gelen 40 kadar öğrenci vardı. 8-9 yaşındaki bazı öğrencilerin başları da türbanlıydı. Anne ve babaları herhalde, ‘artık siz büyüdünüz, evlenecek çağa geldiniz, sakın ha saçınız görünmesin’ diyorlar! Bu çocuklar özgür iradeleriyle mi başlarına türban takıyorlar? Bazıları ‘evet’ diyebilir. Bende, ‘güldürmeyin beni reziller, dinciler’ derim.

 

İki, üç yıl önce bir gazetede, 9 yaşındaki kız çocuğunun evlendirildiğini okumuştum. Sesli olarak tepki göstermiştim. ‘Bu rezilliktir, sübyan bir çocuk nasıl evlendirilir, bunlar nasıl anne, baba’ demiştim. Yan masada oturan, yaşı 75-80 olan, çember sakallı, başında fesi olan bir zat, ‘bedensel olarak gelişmişse evlendirilir’ demişti. Bende bu şahsa, ‘o bir çocuk, o bir sübyan, bedensel olarak gelişse de, beyin olarak gelişemez. Sen torununu evlendirir misin’ dediğimde, ‘o tarafına karışma’ diye bana cevap vermişti.

 

İşte dincilerin, yobazların ahlak anlayışı budur. Her şeyi bel altından görürler. Ulusal bayramlar da onlar için zul’dür. Onlar şeriatı özlerler.

 

Ulusal bayramların yasaklanır hale getirilmesi, AKP iktidarının utanç verici, yüz kızartıcı, rezil bir uygulamasıdır. Ulusalcılığı bitirip, şeriatçılığın gelmesi özlemi içindedirler.




© Copyright 2013 Tüm Hakları Saklıdır... Eray SARIÇAM