Karacabey ve Türkiye”de 29 Ekim « Karacabey Takip Gazetesi

SON DAKİKA
<

Karacabey ve Türkiye”de 29 Ekim

Bu haber 09 Kasım 2012 - 1:47 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Çocukluğumda ve gençliğimde K.bey’de Cumhuriyet bayramı kutlamalarında, öğrencilerin çaldığı bando sesleri ve 10. Yıl Marşı ile tüylerim diken diken olurdu. 10-15 bin nüfuslu ilçemde Cumhuriyet Alanı öğrenci ve vatandaşlarla dolup taşardı. Esnaf ve kuruluşlar resmi geçitti bulunurdu. Gaziler yürürdü. Herkeste coşku ve heyecan vardı. Daha sonra stadyumda kutlandı. Öğrenciler stadyuma gidip gelirken halk onları gıpta ile seyreder, stadyum gösterilerini izlerdi. Bütün insanlarda coşku ve mutluluk vardı.

 

 

Yıl 2012. İlçe nüfusu 45 bin. Cumhuriyet Alanı’nda 150-200 vatandaş, her okuldan 40-50 öğrenci ile bayram kutlaması yapılıyor. Fakat ne coşku, ne heyecan, nede gurur var insanlarda. Alandaki trafik bile kesilmemiş, kesilmesine de gerek yok çünkü alan bomboş. Bayramda görevlendirilen öğrenciler dışında , diğer öğrenciler yataklarında. Hükümet, gençlere milli duygu aşılanmasına gerek duymuyor herhalde. Herhalde hükümetin, Cumhuriyet ve Atatürk ile problemleri var. Boşuna ‘ulusalcılarla hesaplaşma zamanı geldi’ demediler.

 

 

Türkiye artık, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür gençlik yetiştirmek istemiyor mu?

 

 

Hükümet, ‘benden izinsiz bayram olmaz’ diyor. Kutlamaları, gösterileri, yürüyüşleri, koşuları, bütün etkinlikleri yasaklıyor. Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK), Atasına çelenk koymasını dahi yasaklıyor. Başbakanda, ‘Halk Cumhuriyet Bayramını coşku ile kutladı’ diyebiliyor. Oysa bu bayram, milli birlik ve beraberliğimizin sağlamlaştırılmasını sağlayacağı yerde, coşkunun olmadığı, ayrışmanın olduğu, gerilimin arttığı bayram haline dönüştü.

 

 

 

Cumhuriyeti ve Atatürk’ü anlamayanlar, şunu çok iyi anlasınlar. Büyük Atatürk, ‘Cumhuriyeti biz kurduk, sizler ilelebet yaşatacaksınız’ demişti. Cumhuriyet bu ülkede yaşayacak ve yaşatılacaktır.

 

 

 

Cumhuriyet demek, çağdaşlık demektir, ulus devlet demektir, devletin birlik ve bütünlüğü demektir. İrticaya ve etnik bölücülüğe karşı çıkmak demektir. Cumhuriyet demek, Atatürk demektir. Çünkü Cumhuriyet, bizlere Atatürk’ün emanetidir.

 

 

Bu Cumhuriyet kanla, irfanla kurulmuştur. Bu bayram, cumhurun, halkın bayramıdır. Bu bayramın halk tarafından kutlanmasına engel olmak, yasaklar getirmek, ancak Ortadoğu’nun (BOP) eşbaşkanı olan başbakanımızın emperyalist güçler tarafından verilen emirler doğrultusunda gerçekleştirmek istediği bir olgudur. Fakat başarılı olamayacaktır.

 

 

Ortadoğu’nun en güçlü ordusu olan ordumuz, şuanda teslim alınmış, değerli subayları çeşitli iftiralarla hapse atılmış durumdadır. Halk sindirilmiştir. Köpek hakları için 10 bin kişi yürüyüş yaparken, bu devlete 50 yıl askerlik yapmış, Genelkurmay Başkanı olmuş değerli kumandanlarına ‘terörist’ muamelesi yapılarak hapse atılmış, fakat halk hiçbir tepki göstermemiştir. Ülkenin parçalanmasına giden yol, son 10 yılda hızla ilerlemektedir. Ülkemiz Güneydoğu Anadolu’da PKK çapulcularına teslim edilmiş, ordumuz buralarda sadece savunma yapmak zorunda bırakılmıştır.

 

 

Kürt ve İslamcılar, Cumhuriyetle kavga ediyorlar. Şuanda İslamcılar hukuki iktidardırlar. Dinciler ve Kürtler ise fiili iktidar durumundadırlar. Şimdi ilköğretimde din eğitimi haktır, anadilde eğitim haktır, İmam Hatipliler asker olabilsin, liseli kızlar evlenebilsin, başörtüsü memuriyette olsun diyorlar. Bu bir kin ve hıncın ifadesidir. Korkarım gelecekte, ‘Cumhuriyeti kaldıralım, şeriat esaslarına göre yönetilelim’ diyeceklerdir. İktidarın, Cumhuriyet Bayramını kutlama yasakları ve ‘Ulusalcılarla hesaplaşma zamanı geldi’ ifadeleri, Türkiye’yi nereye götürmek istediklerinin yönlendirilmesidir.

 

 

Bu halka ne tehdit, ne gözdağı, ne genelge, ne panzer, ne polis, ne barikat, ne gaz, ne hükümetin valisin yasakları vız geldi. Halk Ata’sına koştu. ‘Provokatör’ denilenlerin gönlünde provokatörlük yoktu, Ata sevgisi vardı, vatan sevgisi vardı, Cumhuriyet sevgisi vardı, milli duyguları vardı, devrimlerin onlara bahşettiği ruh vardı, hürriyet vardı, emperyalist güçlerin emirlerinin dinlenmeden verilen savaşla, al bayrağın bütün yurtta dalgalanmasının onuru vardı.

 

 

Bütün bu coşkulardan hayıflanan sadece başbakan ve ekibi oldu. Ona göre ‘polis görevini yapmadı’,’barikatlar kalkmamalıydı’. Halk ile polis karşı karşıya gelmeliydi, arbede çıkmalıydı, yaralananlar, Allah göstermesin ölümler olmalıydı. Başbakanda, başta CHP olmak üzere siyasi partileri ADD başta olmak üzere STK’ları suçlayıp, gelecek yıllarda da halkın Ata’sına gitmesini önlemeliydi.

 

 

Bir sihirli el veya kalem yada dil bu kaosu önledi. Gelecek yılların Cumhuriyet Bayramlarını da kurtardı. Bu sağduyu sahibine teşekkür ederim.