Traktörle tarlaya girene de aynı yatta viski yudumlayana da aynı « Karacabey Takip Gazetesi

SON DAKİKA

Traktörle tarlaya girene de aynı yatta viski yudumlayana da aynı

Bu haber 08 Mayıs 2012 - 10:22 'de eklendi ve kez görüntülendi.

57. Hükümet Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Karacabey ilçe teşkilatının düzenlediği ‘’Türk Tarımının Dünü, Bugünü ve Yarını’’ konulu konferansa katıldı.


MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, MHP Bursa İl Başkanı Tevfik Topçu, Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Fevzi Zırhlıoğlu, MHP Yıldırım İlçe Başkanı Süleyman Tefekkür, MHP Mustafakemalpaşa İlçe Başkanı Selim Oruç ve Bursa Ülkü Ocakları Başkanı Fatih Günışık ile birlikte Karacabey’e gelen Tarım ve Köyişleri eski Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, ilk olarak Karacabey’de açılan Tarım Fuarını gezdi.


Fuarı gezerken kendisine ikram edilen meyve suyunu eline alan Gökalp, yanındakilere dönüp, ‘’Bu okul sütü değil rahatlıkla içebilirsiniz’’ diyerek sütten yaşanan zehirlenme vakalarına gönderme yaptı.


Fuar ziyaretinin ardından konferansın düzenleneceği Şükran Yemişçioğlu kültür Merkezine geçen Gökalp’i burada Karacabey Kaymakamı Dursun Balaban ve Ak Partili Belediye Başkanı Ergün Koç karşıladı.


Kısa süreli sohbetin ardından katılımcılara ‘’Türk Tarımının Dünü, Bugünü ve Yarını’’ konulu konferans veren Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp, tarım politikasının birinci meselesinin gıda güvencesi olduğunu söyledi.


Bakanlık yaptığı dönemde birinci politikasının 75 milyonun gıda güvencesini sağlamak olduğunu ifade eden Gökalp, ‘’Son 9 senedir Tarım Bakanlığı’ndan veya meclisten, gıda güvencesiyle ile ilgili hiç bir şey işitmiyorum. Gıda güvencesi, üretirseniz olur, üretmeyenin gıda güvencesi olmaz. İthal ettiğiniz sürece gıda güvenceniz olmaz. Ben ithalatı durduralım, almayalım demiyorum. Tamam istiyorsanız alalım, hatır için alalım, ama üretelim, ürettiğimiz zaman alalım o bize dokunmaz. Şuanda Türkiye’de gıda güvencesi tehlikededir.


Et 40 liraya çıkar dedim üstüme yürüdüler


Yıllar önce, böyle giderse et 40 liraya çıkar dedim üstüme yürüdüler ama et 40 liraya çıktı. Bu tabloyla 1 – 1,5 sene sonra et 80 lirayı bulur. Üniversite hocası olarak şimdiden söylüyorum, depolarınızda yeriniz varsa biraz un alıp depolayın. Dünya nüfusu 7 milyar ve bugün dünyada 1 milyar kişi aç ve her sene sayısı katlanarak gidiyor. Bunlar benim değil Birleşmiş Milletlerin rakamları. Peki bu aç insanlar gıda yokluğundan dolayı mı açlar, üretemedikleri için açlar. Üretmezsek gıda güvencesini garanti altına alamayız aç kalırız.


Peki nasıl üreteceğiz. Bunu dünyada en iyi bilen milletiz. Türklerin hayvancılık kültürü üzerine başka bir millet yoktur. Niye üretemiyoruz mazot 4 lira. Bakanlıktaki arkadaşlar tutturmuşlar biri 2002, sanki 2002’den önce bu ülkede tarım yoktu. 2002’de biz geldik şöyle oldu, böyle oldu diyorlar. Bende dedim ki 2002 ile 2012’yi karşılaştıralım.


Mazot fiyatı traktörle tarlaya girseniz de aynı, yatta viski içseniz de aynı


Ben demedim ki o zaman çiftçi iyi diye. Benim kullandığım mazot farklı olmalıdır dedim. İlk defa Türkiye Cumhuriyetinde bir tarım bakanı çıktı dedi ki, benim mazotum Akdeniz’de yata konulan mazottan farklı olmalıdır. Adalet budur. Çünkü ben mazotu ekmek üretmek için kullanıyorum, Akdeniz’deki gezmek için kullanıyor. 2002 Kasım ayında mazot 1 lira 10 kuruş, şimdi 3 lira 97 kuruş. Bunu ister mercedese koyun, ister yata koyun, ister traktöre koyun. İsterseniz traktörle ayçiçeği tarlasına girin, ister Akdeniz’de yatın üzerinde viski için aynı fiyat.


Üstelik köylü mazotu 4 liradan da alamıyor, taksitle aldığı için 4 lira çıkıyor 6 liraya. İşte üretim yapabilmek için ben mazotu, bana ürün satanlar kaçtan yapıyorsa ondan yapmak zorundayım işin doğrusu bu.


Mazotu en pahalı kullanan Türk çiftçisi


İngiltere’de çiftçinin kullandığı kırmızı dizel 2 lira 10 kuruş, Amerika’da 1 lira 97 kuruş, Rusya’da 1 lira 74 kuruş, ekonomik kriz olan Ukrayna’da 2 lira ama bende 4 lira, o zaman ben gıda güvencesini nasıl sağlayacağım. Hükümet, muhalefet ve meclis bu milletin gıda güvencesini garanti altına alacak bir kanun çıkarmalıdır.


Tarım kanunu çıkarıldı ama bunların hiçbiri yok. Tohumculuk kanunu çıktı bir şey yok. Aksine tohumculukla ilgili her şeyi özelleştirdiler ve özele verdiler.


Tarım politikası Ankara’da değil tarlada yapılır


Türkiye’de tarım politikası için kafa yormaya gerek yok. Bizim uğraşacağımız yer tarlada köylüyle beraber olmalıdır. Ankara’da bakanlıkta oturmakla olmaz tarlada olacaksın.


Politikamız üreten tarım olmalı ama maalesef bugün ithal eden tarım var. Yunanistan’dan pamuk, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna’dan ayçiçeği ithal ediyoruz, Amerika’dan pamuk, buğday ve ceviz ithal ediyoruz, bir ceviz bile üretemiyoruz.


Son yıllarda ülkenin kapıları her ithalata açıldı. Tarım bakanlığı 17 milyar dolar tarım ihracatımız var diyor, Türkiye İhracatçılar Meclisi ise 5.1 milyar dolar diyor, biz hangisine inanalım.


Bakanlık, tarım ihracatımız yüzde 4,8 arttı diyor evet attı, ithalatta ise rakam yüzde 38 işte politika bu.’’ şeklinde konuştu.