Soykırım Yalanı « Karacabey Takip Gazetesi

SON DAKİKA

Soykırım Yalanı

Bu haber 29 Aralık 2011 - 9:35 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Osmanlı Devleti üç kıtada kılıç sallarken, Anadolu’ya 900 yıl hakimken, soykırım yapmamışta 1915 yıllarında mı yapmış? Kim söylüyor bunu; Fransa. Birde utanmadan ‘’Osmanlı, Ermenilere soykırım yapmamıştır’’ denilmesin diye yasa çıkarıyor. Türkiye’de bile adı Türk, kanı bozuk bazı insanlar ‘’Osmanlılar, Ermenilere soykırım yapmıştır’’ diyebiliyor.

 

Fransa, belki 1798 yıllarında özgürlükler ülkesiydi. Şuanda, Sarkozy sayesinde özgürlükler batağı içinde çırpınıyor.

 

Ermeniler, Osmanlı da entegre olmuş, devlet bürokrasisi içinde görev yapmış, dışişleri ve maliye bakanlıkları gibi önemli görevlerde de bulunmuşlardı.

 

Ermeni milliyetçileri, Sırp, Yunan, Bulgar bağımsızlık örneklerine özendiler. Yaşadıkları topraklarda nüfusları %20’yi geçmediği halde, Rusya, Fransa, İngiltere’nin kışkırtmalarıyla ayrı bir devlet kurma hayaline kapıldılar. Silahlı Ermeni çeteleri kurdular. Bölgelerinde katliamlara giriştiler.

 

O yıllarda Osmanlı ölüm kalım savaşlarındadır. Rumeli ve Kafkasya coğrafyasında 500 bin Müslüman kaybedilmiş, Rumeli’den tehdit ve ölüm korkusuyla kaçan Türkler, Anadolu’ya sığınmışlar, 16-17 yaşındaki erkekler Süveyş kanalında, Sina çöllerinde, Çanakkale’de savaşmak zorunda kalmışlardır. Kan gövdeyi götürmektedir. Askere gidenler onlarca yıl askerden dönememiştir. Osmanlı ordusunun 90 bin askeri Sarıkamış’ta soğuktan ölmüş, Rus ordusuna, Erzurum, Siirt, Van yolları açılmıştır. Osmanlı ordusu buna rağmen Ruslarla savaşmaktadır. Ermeniler ve çeteleri, Osmanlı’ya ihanet ederek, Rus ordusu ile beraber olmuş, Ruslardan aldığı güçle, zavallı Türk köylerinde katliam yapmıştır. Çocuk, kadın, erkek, genç, yaşlı demeden 100 binlerce Türk’ü öldürmüştür. Van’da bağımsız eyalet oluşturmuştur. Bunlarla da yetinmeyerek, Rus ordusuyla savaşan Osmanlı askerini arkadan vurmuş, ikmal yollarını kapatmış, orduya ikmal yapanları öldürmüştür. Anadolu’da, Ermenilerin katlettiği 185 Türk toplu mezarları bulunmuştur. Sadece 10 Mart 1918 de 3 bin kişinin yakılarak katledildiği Yanıkdere katliamı unutulmamalıdır.

 

Bu şartlar altında Osmanlı yönetimi ne yapacaktı. Erkekleri tehcir (göç) etse, kadın ve çocuklar ne yapacak. Kadın ve erkekleri tehcir etse çocuklar ne olacak. İşte bu nedenle, malları sayılmak, döndüklerinde geriye verilmek üzere (Osmanlı arşivlerinde mevcut) topraklarının başka bir bölümüne (Halep tarafına) tehcir edilmelerine karar verilmiş ve uygulanmıştır. Bu tehcir sırasında zorluklarla karşılaşılmış ve ölümler olmuştur. Ülkede asayiş kalmamış, başka çetelerinde taarruzuna maruz kalmışlardır. Devlet yeteri şekilde koruyamamıştır.

 

Ermeniler Doğu Anadolu dışında da yaşıyorlardı. Soykırım yapılmak istenseydi Anadolu’daki bütün Ermeniler tehcire tabi tutulurlardı. Bu tehcir sırasında bazı Ermeniler devletin içinde bürokratik görevlerine devam etmişlerdir.

 

Ermeni yazarı Kapriel Serope Papazian, 1934 yılında yazdığı kitabında aynen ‘’Eğer taşnak liderleri savaş sırasında daha ihtiyatlı davranmış olmasalardı, bu facialar yaşanmazdı’’ yazmıştı.

 

1924 yılında Ermenistan Başbakanı ‘’Tehcirden ve ölümlerden biz sorumluyuz’’ demiştir.

 

2007 yılında Ermeni tarihçileri Avusturya’da, daha önce programlandığı halde Türk tarihçilerle yüzleşmeye, gerçeklerin açığa çıkmasına neden gelmediler, neden kaçtılar.

 

Türkiye, ‘’Dünyanın tanıdığı tarihçilerle bir araya gelelim. Türkiye, Ermenistan, Rusya ve varsa diğer devletlerin arşivlerini açalım, konuyu inceleyelim’’ deyince Ermenistan ve diaspora neden kaçıyor?

 

Şunun çok iyi bilinmesini istiyorum. Türk milleti şanlı tarihinde Ermeni soykırımı yoktur. Bu emperyalist devletlerin Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için bir dayatmasıdır. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) içinde Türkiye’yi bloke etmeye yönelik çalışmadır. Bir ulusun tarihi yasalarla kirletilemez. Hele ki tarih yazmak, siyasilerin görevi değildir. Düşünce ve fikir özgürlüğüne yasalarla kelepçe vurulamaz.

 

Soykırım konusunda diaspora 30-40 yıldır mücadele verirken biz ne yaptık. Büyükelçilerimiz, dışişleri bakanlığı hiçbir şey yapmadı. 24 Nisan’a yakın, bir iki tv kanalında biz söyledik, biz dinledik. Bundan sonra hiç olmazsa dünya çapında çalışmalıyız. İngilizce, Fransızca, Almanca bu konuda kitaplar yazmalıyız. Türkiye’ye gelen bu turistlere bu kitapları bedava vermeliyiz. Bütün dünya devletlerinin kitap fuarlarında bu kitapları bedava dağıtmalıyız. Bütün insanlığı kitaplar sayesinde gerçeklerle tanıştırmalıyız.

 

Fransız yöneticiler, ‘’Türkler ikinci sınıf vatandaştır’’ demiştir. Atatürk bunun üzerine, dünyada Türklük üzerine ne kadar kitap varsa temin ettirmiş ve Yalova’ya giderken, ‘’Afet, kızım, kitapları da getir inceleyeceğiz’’ demiştir. Fransız yöneticilere daima mesafeli davranmıştır. Savaştığı İngilizlerle dostluk kurmuş, Fransızları elinin tersiyle itmiştir. Ben bu yazıyı okuduktan sonra bir numaralı Fransız düşmanı oldum. Ömrümün sonuna kadar da düşmanlığım devam edecektir. O tarihten sonrada hiçbir Fransız malı almadım almayacağım da.

 

Hükümetin yapacağı her türlü girişimi destekliyorum. Yaptırımlar kalıcı olmalıdır. Saman alevi gibi sönmemelidir.

 

Türk halkını, Fransız mallarını almamak için boykota davet ediyorum. Karacabey Ticaret Odası, ithal edilen Fransız mallarının listesini çıkartsın, yerel gazetelere bu listeyi versin, bu liste yerel gazetelerde daima bir köşe olarak kalsın, daima okunsun ve Fransız malları alınmasın.

 

Fransa’ya turistik gezi yapacak olan vatandaşlarda gezilerini iptal etsinler. Tur operatörleri de rezervasyonları durdursun. Gezi mi önemli, onur mu önemlidir. Her türlü kültürel faaliyet durdurulmalıdır. Bunu da adı ve kanı TÜRK olanlar yapar.  

 

Ermeni vatandaşlarımıza bir sözüm yok. Ancak benim ülkemde işsizlik varken, 100 bin kaçak Ermeni benim ülkemde nasıl çalıştırılıyor. Erivan’da bir tek Türk var mı? Benim ülkemin sınırlarını dahi tanımayan bir ülkenin vatandaşlarının da kaçak olarak çalışmasına müsaade etmek, hafifliktir. En hafif deyimle de, işsiz insanlarımıza haksızlıktır.

 

Fransız aydınları, oy uğruna bir devleti lekelemek isteyen bir zavallının kurbanı oluyorsunuz.

 

Bu ayıpta FRANSA’ya yeter…