NİSAN 1453″TE İSTANBUL FETHEDİLDİ AMA NASIL? « Karacabey Takip Gazetesi

SON DAKİKA
<

NİSAN 1453″TE İSTANBUL FETHEDİLDİ AMA NASIL?

Bu haber 10 Aralık 2010 - 11:06 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hepimiz çocukluğumuzdan bu yana 1453 Nisan’ında
İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğini öğreniriz. Peki bu
fetih sırasında 1000 yıllık Bizans halkının durumunu, Fatih Sultan Mehmet ve
Osmanlı askerlerinin çalışmalarını, fetih günü yaşananları bilir miyiz?

Yabancı bir tarihçinin
ağzından İstanbul’un Fethi’ni anlatmak istiyorum. Nicolae Jorga’nın Osmanlı
İmparatorluğu Tarihi ansiklopedi serisinden alıntılarla sizinle bu heyecanı,
Osmanlı Devleti’nin zaferini, Bizans’ın yok oluşunun Hıristiyan Ortodokslar
üzerindeki acısını paylaşmak istiyorum.

Bir devlet
yükselirken bir devlet nasıl çöktü?

“ Bahar aylarında önce Rumeli
Beylerbeyliği Karaca Bey (Mezarının ilçemiz İmaret Camii’nde olduğu kabul edilir)
geldi ve kuşatmacılar dev gibi şehri rahatça görebilsinler diye üzüm bağlarını
bile kestirerek, çevreyi hazırlattı. İstanbul surları altında ayrıca başka
birçok Hıristiyan asker de toplandı.

Sultanın karargahı kısa süre
içinde, zanaatkarlar ile tüccarların yanında, kuşatma ordusunun büyük bir
bölümünü oluşturan ganimet umanların toplanma yeri haline geldi. Gelibolu’dan
nihayet oranın komutanı Kaptan-ı Derya Baltaoğlu kumandasında o güne kadar
görülmemiş büyüklükte, 300 küçük ve büyük gemiden oluşan Osmanlı Donanması
geldi.

2 Nisan gününün sabahı, sultan
diğer komutanlarla birlikte İstanbul’a gelmiştir. Karargahını surlardan iki
buçuk mil uzaklıkta, 126 fersah uzunluğundaki surların asıl merkezini oluşturan
Topkapı (Saint Romanos Kapısı) yakınlarına kurdu ve çadırlarını etrafında yine
her zamanki gibi yeniçeriler ve kapıkulları yer aldılar. Sağ tarafa,
Yedikule’ye kadar Anadolu Sipahileri yerleştirildi. Zağanos Paşa, orada bulunan
hafif kuşatma hattını karşılamak üzere Galata’ya gönderildi ve her vezire surların
bir kısmı tahsis edildi. 6 Nisan’ da kuşatma başladı.

Bu orduya karşın İmparator
Konstantin’in elinde sadece 4 bin 973 asker ve bunun yanında değişik uluslardan
gelen ve birbirlerine şüphe ile yaklaşan 2 bin civarında Latin vardı. Halk,
kendi imparatoruna karşı idi. Bir çok kez “Latin
hakimiyetinde olmaktansa, Türk hakimiyeti altında olmayı“
tercih ettikleri
yönünde söylemler duyulmuş ve Bizans’ın ileri gelenlerinden ünlü Grandük Lukas
Notaras bile resmen “KARDİNAL KÜLAHI
GÖRMEKTENSE TÜRK SARIĞI GÖRMEYİ”
tercih ettiğini söylemişti. (Burada Türk
Sarığından kastı Osmanlı yönetiminden memnuniyetiydi.)

Kuşatma başladıktan kısa bir
süre sonra 2. Mehmet’in birkaç gün içinde kalın, yüksek ve burçlarla çevrilmiş
iç surları olmasa bile daha alçak olan dış surları çökertebileceğinden emin
olduğu,  toplarından sonuna kadar
yararlanacağı kolayca anlaşıldı. Dış surları yıkarak, kuşatmanın gidişatını
lehine çevirebileceğinden emindi. 11 Nisan’da İmparator Sarayı Hepdomon’un
karşısına üç, Silivri Kapısı’na üç, Edirne Kapı’ya iki ve Topkapı’nın karşısına
yine dört mancınık yerleştirildi. Ve tahribat çalışmaları büyük bir başarı ile
derhal başlatıldı.

2. Mehmet zaten sayıca az
oldukları için büyük aralıklarla dizilmiş olan savunmayı daha da dağıtmak için
kahramanca bir savaş aracına başvurdu. Amacı, deniz tarafındaki savunma hattını
tehdit etmek ve imparatorun askerlerini ve müttefiklerini oraya çekmek için
gemilerini Galata ve Galata’nın ötesindeki Beşiktaş’tan Haliç’e indirmekti.
Hayatı zaferlerle dolu Sultanın bu hilesi Bizans Donanması’na büyük bir darbe
olacaktı.

Artık zamanı gelmişti Fatih
Sultan Mehmet çocukluk yıllarından itibaren hayallerini kurmuş, rüyalarında
İstanbul’u fetheden Padişah olduğunu görmüş, HZ Muhammed’in övgüsünü
kazanmıştı. Bütün planlarını, çizimlerini, yöntemlerini çocuk yıllarında
gerçekleştirmiş, 14 yaşında babası 2. Murat’ın tahttan feragat etmesiyle
Padişah olmuş ve ilk iş İstanbul’un fethini gerçekleştirmişti.

Bundan sonra ki yazımda o
muhteşem günü ve yankılarını anlatacağım. Haliç’te karadan yürütülen gemilerin
Bizans üzerindeki etkilerine değineceğim.